Gönderen: msevik | Temmuz 28, 2008

deneme

MİROĞLU; Hatay’ ın Anavatana Katılışının 69. Yıl Dönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı.

Misak-ı Milli Sınırları içerisinde bulunmasına rağmen bir süre sınırlarımızın dışında kalan Hatay’ın onurlu mücadelesi, ülkemiz topraklarını paylaşmanın kesinlikle mümkün olmayacağının anlamlı bir ifadesidir. Hatay Valisi Nusret MİROĞLU, mesajını şöyle sürdürdü. Kırk Asırlık Türk Yurdu Ecnebi Elinde Kalamaz cevabının, başından beri bir bayrak gibi dalgalandığı Hatay davası, yüce önder Atatürk’ ün direktifleri ile izlenen barışçı dış politikanın önemli bir sonucu olarak tarihimizdeki yerini almıştır. Bugün de, Türk Milleti birlik ve beraberlik içerisinde, kararlı ve güçlü adımlar atarak ulaştığı barış, huzur ve güven içinde hür yaşama ülküsünden asla vazgeçmeyecektir. Vali MİROĞLU, mesajını şöyle noktaladı. Hatay’ ın, Anavatana katılışının 69. yıldönümü kutlamasının gurur ve sevincini yaşadığımız bu anlamlı gün dolayısıyla, yüce önder Atatürk’ ü, silah arkadaşlarını, merhum Tayfur SÖKMEN’ i ve aziz şehitlerimizi rahmetle anar, Hatay’ lı vatandaşlarıma sevgi ve saygılarımı sunarım dedi.

Gönderen: msevik | Ağustos 10, 2007

MİRAÇ KANDİLİ

Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.
Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur’ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur’ân’da şöyle anlatılır:

“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)

Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle’ anlatılır:

“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me’vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre’yi Allah’ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)

Detaylı Bilgiye Ulaşmak İçin Tıkla :  Aleminur

Gönderen: msevik | Aralık 5, 2006

Herkese Merhaba

Hoşgeldiniz Yüreklerinizin güzleliğini yansıtmaya varmısınız.Paylaşımlarınızı bekliyorum…

Kategoriler